Ana içeriğe atla

Kur'an ve İranlılar -III-

Bir önceki yazıda Zerdüşt ve onun kurduğu Mecusiliğin sadece İslam ve Müslümanlık açısından değil Yahudilik ve Hristiyanlık açısından da çok belirleyici olduğunu kronolojik sırayla gösterilmişti. Şimdi ise İslam kaynaklarında Zerdüş ve inanç biçimlerine ilişkin yapılan tasvirler ele alınmaya çalışılacaktır.

Zerdüşt, Tek Tanrıya inanıyordu. Tıpkı İsrailoğullarına gönderilen peygamberler gibi. Tanrı olarak Ahura Mazda (Hürmüz)’dan başka ilah yoktu. Çok sonraları Ehrimen (Angra mainyu) monoteist yapısını bozsa da başlangıçta Ahura Mazda tek yaratıcı ve kurtarıcı olandı. Sadece yaratıcı değil diğer inanç biçimleri de Tek Tanrılı dinlerin iman esaslarıyla benzeşiyordu. Kendisine kitap verilmişti (avesta). Melek (ameşa spenta) inancı, kıyamet günü (fraşkart), cennet (vahişt)-cehennem (duzhangha), cennet şarabı (Haoma), araf (hamistagan), yeniden diriliş (dakhma), sırat köprüsü (cinvat köprüsü) Zerdüştiliğin iman esaslarındandır.  İbadet ve ritüelleri de İslam’da olanlar ile aynıydı. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve kurban kesmek onlarda da vardı. Hz. Peygamber de dahil İsrailoğullarına gönderilen Peygamberlerin yaşamına dair izler Zerdüşt’ün yaşam öyküsünde de bulunuyordu. O da Miraca çıkmıştı. İlk vahyini bir dağda almıştı. Doğumunda meydana gelen hadiseler ile ilgili anlatılanlar Hz. Peygamber’in annesinin gördüğü harküladelikler ile ile neredeyse bire bir örtüşüyordu. Kurtarıcı bir mesihin ya da mehdinin dünyaya tekrar gelmesi ve insanlığı huzura kavuşturma beklentisi sadece İslam’ı değil diğer semavi dinleri de belirlemişti. İslam’ın İrani yorumu olan Şia’nın “kayıp imam” teorisi biraz da buradan geliyordu. Zerdüşt’e atfedilen Pehlevi metinlerde yer alan pek çok ifade üç kutsal kitapta geçen ifadelerle neredeyse birebir örtüşüyordu: Mesela “bir kıl tanesi ağırlığındaki sevap ve günahı bile ayırt eder” ya da “ister köylü olsun ister prens olsun herkese eşit davranır.” (Dhalla, History of Zoroastrianism, 411) şeklindeki ifadeler, Kur’an’ın Zilzal 7-8 ayetleri ile Yasin 54. Ayetlerini hatırlatıyordu.

İslami kaynaklar, Zerdüşt’ün peygamberliği konusunda hiç de çekimser değildir. Mecusi dininin kurucusu olarak Zerdüşt’ün sadece peygamber kimliği değil onun Allah inancı, kutsal kitap algısı, ibadet ve inanç biçimleri hakkında da bolca atıflar yapılmaktadır. Sadece Mesudi (ö. 345/956)’nin yaptığı atıflar bile başka bir kaynağa ihtiyaç bırakmayacak denli ayrıntılı bilgiler vermektedir:

·       “O (Zerdüşt) Mecusilere kitapla gönderilen bir peygamberdir.” (وهو نبي المجوس الذي اتاهم بالكتاب المعروف ) (Mesudi, Mürucu'z-zeheb, 1/175)

·       “Zerdüşt, Mecusilere akıllara durgunluk veren mucizelerle gel(miş)di.” (واتي زرادشت عندهم بالمعجزات الباهرات) (Mesudi, Mürucu'z-zeheb, 1/175)

·       “Zerdüşt, onlara benzerini getirmede aciz kaldıkları ve mahiyetini idrak edemedikleri bu kitabı (Avesta) getirdi.” (واتي زرادشت بكتابهم هذا بلغة يعجزون عن ايراد مثلها ولا يدركون كنه مرادها) (Mesudi, Mürucu'z-zeheb, 1/175).

·       “Zerdüşt'ün Mecusiler arasında ki peygamberlik süresi 35 yıldır.” (وكان مدة نبوة زرادشت فيهم خمسا و ثلاثين سنة) (Mesudi, Mürucu'z-zeheb, 1/175).

·       “Bu kitapta (Avesta) va’d (müjde), vaid (korkutma), emir(ler), yasak(lar) ve diğer bazı şeriat ve ibadetler vardır.” (فيه وعد ووعيد وامر ونهي وغير ذلك من الشرائع والعبادات) (Mesudi, Mürucu'z-zeheb, 1/175)

·       “Mecusiler şimdiye kadar kendilerine indirilmiş olan kitabı (Avesta) ezberlemekten aciz kalmışlardır.” (فالمجوس الي هذا الوقت يعجزون عن حفظ كتابهم المنزل) (Mesudi, Mürucu'z-zeheb, 1/175)

·       “Bu kitabın sure sayısı 21'dir ve her sure 200 sayfa tutmaktadır.” (وعدد سوره احدي وعشرين سورة كل سورة في ماتين من الاوراق) (Mesudi, Tenbih, s. 80).

·       “Mecusilere göre bu kitap (Avesta) Zerdüşt'e indirilen Rabbin kelamıdır.” (وهو عندهم كلام الرب المنزل علي زرادشت) (Mesudi, Tenbih, s. 80).

·       “(Sasanilerin) peygamberlerinin verdiği habere göre (بخبر نبيهم). (s. 85).

·       Avesta, ona (Zerdüşt’e) indirilmiş (münezzel) bir kitaptır.” (الأبستا وهو الكتاب المنزل عليه عندهم) (Mesudi, Tenbih, s. 85).

Mesudi tarafından yapılan bu atıflar sadece onunla sınırlı değildir, daha pek çok İslam alimi, güvenilir kabul edilen eserlerinde bu konuda Zerdüşt’ün peygamberliğine, ona gönderilen kitaba ve getirdiği dinin ritüellerine ve inanç biçimlerine doğrudan ya da dolaylı olarak atıfta bulunmaktadırlar. Şimdi sırasıyla Allah inancı, peygamberliği, kendisine verilen kitap, ibadet ve inanç biçimlerine dair diğer kaynaklarda yapılan atıflara bir göz atalım:

Allah inancı hakkında:

·       “(Zerdüşt şöyle demiştir) nurun da karanlığın da yaratıcısı ve icat edicisi Yüce Allah'tır. Allah'ın hiçbir ortağı, zıddı ve benzeri yoktur.” (والباري تعالي خالق النور والظلمة و مبدعهما وهولا شريك له ولاضد ولاند.) (Şehristani, Milel, 2/266).

·       “Zerdüşt insanları Hz. İbrahim'in dinine davet ettiği gibi kendisi de halkı bu dine davet etti.” (انه يدعو الي شريعة ابراهيم الخليل حسما دعا اليه زرادشت) (İbn Esir, Kamil, 1/318).

·       “(Mezdek) halkı iki ilaha davet ederek birçok konuda Zerdüşt'ün takip ettiği yoldan ayrıldılar.” (فدعا الي الاثنين وخالف زرادشت في كثير من مذهبه) (Biruni, Asarü’l-bakiye, s. 209)

·       “Bunlar Arap Mürikleri gibi değildirler.” (ليسوا بمشركين من مشرك العرب) *(İbn Hazm, el-Muhalla bi'l-asar, 9/18)

·       (Mecusi Yemini): "Ben; büyük olan Allah’ım, kadim, ilk nur, tanrıların tanrısı ve ilahların ilahı, karanlığın izlerini silen, yoktan var eden, felekleri ölçüp biçen ve onları yürüten parlak yıldızlara ışık ve şekil veren; Güneş'i ve Ay'ı, yıldızları ve ağaçları, ateşi ve ışığı, gölgeyi ve sıcaklığı var eden Allah'a kesin yemin ediyorum.” (انني والله الرب العظيم القديم، النور الاول رب الارباب واله الالهة ماحي اية الظلم والموحد من العدم مقدر الافلاك ومسيرها ومنورها ومنور الشهب ومصورها خالق الشمس والقمر ومنبت النجوم والشهر والنار والنور والظل والحرور ) (Kalkaşandi, Subhul-aşa, 14/297-8)

Peygamberliği hakkında:

·       “Zerdüşt bugün Mecusilerin elinde olan kitabı yanına alarak kral Goştasp’a gitti ve ona ‘ben Allah’ın size gönderdiği bir elçisiyim’ dedi.” (فقال اني رسول الله اليك واتاه بالكتاب الذي في ايدي المجوس فآمن له بشتاسف). Dinervi, Ahbarut-tıval, s. 26)

·       “Zerdüşt 30 yaşına gelene dek yetişti ve Allah onu 30 yaşında insanlara "nebi" (peygamber) ve "resul" (elçi) olarak gönderdi.” (ونشا بعد ذلك الي ان بلغ ثلاثين سنة فبعثه الله تعالي نبيا ورسولا الي الخلق) (Şehristani, Milel, 2/266).

·       “Peygamberlik davasında bulunarak kralı dinine davet etti.” (فادعي النبوة واراده علي قبول دينه) (Taberi, Tarih, 1/561)

·       Hz. Peygamber şöyle demiştir: "Ermenistan ile Azerbaycan arasında yer alan Sebelan üzerinde cennet ırmaklarından bir ırmak ve peygamberlerden birinin kabri vardır." (وقال رسول الله صعلم، سبلان جبل بين ارمينية و اذربيجان عليه عين من عيون الجنة وفيه قبر من قبور الانبياء) (Kazvini, Asarül-bilads. 284)

·       “Zerdüşt, peygamberlik davasında bulundu.” (واتي يدعي النبوة في زمن كشتاسف ملك الفرس) (Kazvini, Asarül-bilad, 399)

·       “Müslümanların çoğu onun peygamber olduğunu ve Mecusilerin ona nispet ettikleri yalanların asılsız ve iftira olduğunu söylemişlerdir. (واما زرادشت فقد قال كثير من المسلمين بنبوته، وقالوا ان الذي ينسب اليه المجوس من الكذوبات باطل مفتري منهم) (İbn Hazm, el-Milel ven’nihal, 91-93)

Ona verilen kitap (Avesta) hakkında:

·       “Mecusi şeriatının sahibi olan Zerdüşt, bütün dilleri içeren akıllara durgunluk veren kitabını ortaya koydu.” (وظهر زرادشت صاحب شريعة المجوس واظهر كتابه العجب بجميع اللغات) (İbn Nedim, Fihrist, 1/15)

·       “Dil olarak semavi bir kitap olduğunu ve kendisine hitaben indirildiğini iddia eden Zerdüşt, bu kitaba "Aşta" (Avesta) adını vermiştir.” (وزعم انها لغة سماوية خوطب بها وسماه "اشتا") (İbn Esir, Kamil, 1/197)

·       “Zerdüşt'ün kitabında yer alan şeylerden biri de şu sözdür: ‘Kırmızı devenin sahibi size gönderilinceye kadar size getirdiğim bu kitaba (sımsıkı) sarılınız!’ Kırmızı devenin sahibinden maksat, bin altı yüz sonra gelecek olan Muhammed'dir.” (وفي كتابه "تمسكوا بما جئتكم به الي ان يجيئكم صاحب الاحمر" يعنني محمد صعلم وذلك علي راس الف سنة وستماة سنة) (İbn Esir, Kamil,1/198)

·       “Yüce Allah tarafından kendisine vahiy olarak gönderildiğini iddia ettiği bir kitapla ona (Kral’a) gitmiştir.” (واتاه بكتاب زعم انه وحي من الله تعالي) (İbn Esir, Kamil,1/198).

·       “adı "Basta" (Avesta) olan bir kitap getirdi.” (واتي بكتاب اسمه "باسنا") (Kazvini, Asarül-bilad, 399)

·       “Mecusiler Ehl-i Kitabdır.” (ان المجوس اهل كتاب) (İbn Hazm, el-Muhalla bi'l-asar, 9/17)

İbadet ve inanç biçimi hakkında:

·       “Zerdüşt, alemi "minet" ve "giti" yani "ruhani" ve "cismani" ya da "ruh" ve "beden" olmak üzere iki kısma ayırmaktadır.” (يقسم زردشت العالم قسمين "مينة" و "كيتي" يعني الروحاني واجسماني او الروح والشخص) (Şehristani, Milel, 2/266).

·       “Zerdüşt sarhoş edici şeyleri, zinayı ve hırsızlığı haram kılmıştır.” (وحرم السكر والزنا والسرقة) (Sealibi, Ğureru Ahbari Muluki'l-Furs, s. 259).

·       “Mezdek yeni şeyler ihdas etti. Bazı konularda Zerdüşt’ün getirdiklerine uydu, ekleme ve çıkarmalarda da bulundu.” (وظهر مزدك وابتدع ووافق زرادشت في بعض ما جاء به وزاد و نقص) (İbn Esir, Kamil,1/318)

·       “Getirdiği kitapta Allah'ı tespih etme, O'nu yüceltme, eskiden yaşanmış olaylar, daha sonra meydana gelecek olan hadiseler, farzlar ve dini hükümler içeriyordu.” (وان الكتاب الذي جاء به في تسبيح الله و نمحيده وفي الاخبار الماضية والكائنة فيما بعد وفي الفرائض والاحكام) (Sealibi, Ğureru Ahbari Muluki'l-Furs, s. 259)

·       Zerdüşt üç vakit namazı farz kılmıştı.” (وفرض زردشت ثلاث صلوات) (Sealibi, Ğureru Ahbari Muluki'l-Furs, s. 259)

·       “Zerdüşt, Goştasp'a bazı mucizeler ile gitmiştir.” (واتي زرادشت كيستاسف الملك بمعجزات) (Kalkaşandı, Subhul-aşa, 14/294).

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mete Tunçay’ın ardından

 Yıllar önce ilk defa evinde ziyarete gittiğimde hediye edeceği kitabı daha önceden özenle seçmiş olduğu anlaşılıyordu. Kitap, kahve içtiğimiz sehpanın üzerinde öylece duruyordu. Hoş beşten sonra sevgili eşi Gönül hanımla gittiği en son geziyi uzun uzun anlattı. Afrika’dan getirdikleri ceviz büyüklüğündeki farklı bir portakal cinsi hakkında öyle bilgiler anlatıyordu ki şaşırmamak elde değildi. Bir süre sonra oradan getirdiği bir fideyi, bakalım burada da yetişir mi diye bahçesine diktiğini söyledi. Portakalın hikayesi bittiğinde bir çocuk gibi gözlerinin içi gülüyordu. Başka konulardan da konuştuk. Vakit ilerleyince izin istedim. Tam çıkacaktım ki eli hemen sehpanın üzerindeki kitaba uzandı. “Bu senin” dedi. Kitabın üzerinde David Hume yazıyordu: Din Üstüne. Çevirmen ise Mete Tunçay’dı.   "İmzalamayacak mısınız hocam” dememe fırsat vermeden ekledi: “Senin için bir de not yazdım” dedi. Teşekkür edip çıktım. Kapının önünden daha çok uzaklaşmamıştım ki day...

Hz. Hatice’nin evi üzerine

Bir önceki yüzyılda, Suudiler iki büyük kötülük yaptılar. Birincisi büyük bir kültür mirasının tarihi izlerini tamamen yok edip ortadan kaldırdılar, ikinci ve daha önemlisi, özellikle 19. Ve 20. Yüzyılda ortaya çıkan arkeolojinin imkanlarından yararlanmayı tümden yasaklayıp güya kutsalı koruma bahanesinin arkasına sığınarak hem kutsal şehri mahvettiler hem de ceplerini doldurdular. Son dönemde büyük bir şamatayla duyurulan bir kitabın yayınlanması bağlamında bu kötü izlenimi ortadan kaldırmaya çalıştıkları anlaşılıyor. Söz konusu kitap, Hz. Hatice’nin ve dolayısıyla nübüvvetin en önemli tanıklıklarından biri olan evin hikayesi. Kitabın yayınlanma gerekçesi ve içeriği ise Mekke’de yapılan bir arkeolojik kazının ürünü olması. 2014 yılında yayınlanan kitabın adı The House of Khadijah bint Huwaylid. İngilizce ve Arapça olarak iki dilde basılan ve piyasaya sürülen kitabın üzerinde yazar olarak görünen isim A. Zeki Yamani imzasını taşıyor. Önce kitabın yazarından başlayalım. Kimdir Ze...

Rahip Bahira Apokalipsi

Diyanet İslam Ansiklopedisi Bahira maddesinde yer alan şu ifadeleri önce dikkatle okuyunuz:   “Esasen Bahira olayını kabul veya reddetmenin Hz. Peygamberin şahsiyeti ve İslam dini bakımından herhangi bir önemi yoktur.” Gerçekten böyle mi? Bahira olayının Peygamberin şahsiyeti ve İslam dini açısından bir önemi yok mudur? Ya da bu olay, denilmek istendiği gibi önemsiz midir? Önce Hz. Peygamberin şahsiyeti açısından soralım: Hz. Peygamber’in yaşam kronolojisinde 40 yaşına kadar neredeyse en önemli olay olarak bilinen Bahira kıssası önemsiz ise önemli olan nedir. Ayrıca Bahira hadisesinin önemsiz görülmesi halinde, Ebu Talip ve Hz. Hatice’nin kervanı ile Şam’a yolculuk gibi peygamberin erken dönem yaşamına dair tüm anlatılar boşluğa düşmeyecek midir? Peki ya bir kısım kaynaklarda geçen, Hz. Ebubekir, Osman b. Affan ve Talha b. Ubeydullah gibi isimlerin Müslüman olmalarının baş nedeni olarak Bahira’nın gösterilmesi az önemli bir şey midir? Şimdi de İslam dini açısından soralım...

Lokman Hâkîm zenci miydi?

Lokman Hâkîm hakkında söz söyleyebilmek için Kuran’ı merkeze alarak artsüremli üçlü bir tasnif ve okuma yapmak kaçınılmazdır: Kuran öncesi Lokman Kuran ve Hz. Peygamber döneminde Lokman Kur’an sonrası Lokman. Dolayısıyla üç farklı Lokman prototipi ile karşı karşıyayız. Kuran öncesi Lokman, Cahiliye şiirinde sıklıkla kullanılan mitolojik bir unsur olmanın yanında özellikle uzun ömürlü olması dolayımında anlatılmakta ve onun 560, 1000, 3500, 4000 yıl yaşadığı anlatılmaktadır. Onun bu dönemdeki adı “ Lokmanü'n-nüsûr ”dur. Yani kartallar kadar uzun yaşayan Lokman demektir. Bu dönemde onun için kullanılan bir diğer ifade ise “el-Muammer” (uzun ömürlü)'dür.  Lokman, Peygamber olmadığı halde Kur’an’da adına müstakil sure olan tek kişidir. Üzerinde düşünülmesi gereken bu durumun bir anlamı olmalıdır. En azından, Hz. Peygamberin yaşadığı zaman ve mekân dolayımında gerek Arapların gerekse bizzat Peygamberin bilincinde Lokman’ın tartışmasız çok canlı, bilinen ve halk muhayyilesin...

Çiçek Pasajı: Bir Beyoğlu Efsanesi

1970-1980 arasında çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarımın neredeyse tamamı burada geçti. Beyoğlu’nun 20. Yüzyıldaki tüm tahrip edilmişliğine rağmen, bu dönemde hala en muhteşem günlerini yaşayan, meyhaneleri ile ünlü Çiçek pasajında. Ne çok anım var burada! Taksim ilkokulundan çıkıp, Sadri Alışık Sokak’tan, Tünel’e doğru yürür, Galatasaray lisesine gelmeden sağ tarafa kıvrılıp Çiçek Pasajının kapısından içeri girdiğimde bambaşka bir aleme yelken açar, ayaklarım yerden kesilirdi. Bazen ikinci kapıdan girerdim. Balık Pazarı’na dönen Sahne sokaktan; her türlü balık, sebze ve meyvenin satıldığı bu sokağı tercih etmemin nedeni ise özellikle kokoreç kokusunu içime çekmekti. İçeri girdiğimde, hiç kimsenin yüzünün asık olmadığı bu yerde, herkesin yüzünde aşırı bir neşe ve tebessüm, gizli bir sevinç ve mutluluk hemen fark edilirdi. Hüzün, keder buraya nedense hiç uğramazdı. En çatık kaşlı insanlar bile kapıdan içeri girdiğinde gevşer, yaşamın güzel yanlarını görmeye başlar, ‘kendi mah...